YAĞMACI (PREDATÖR) DERGİLER HAKKINDA BİLGİLENDİRME

YÜKSEKÖĞRETİM KURULU TARAFINDAN “PARA KARŞILIĞI YAYIN YAPTIĞINDAN YAĞMACI (PREDATORY) ADI VERİLEN DERGİLERDE YAYIMLANAN BİLİMSEL MAKALELERİN, AKADEMİK YÜKSELTMELERDE DİKKATE ALINMAMASI” UYGULAMASINA YÖNELİK BAZI AÇIKLAMALARI YAPMA ZARURETİ HASIL OLMUŞTUR. 15.03.2019

YAĞMACI (PREDATÖR) DERGİLER HAKKINDA BİLGİLENDİRME

Yükseköğretim Kurulu tarafından “para karşılığı yayın yaptığından yağmacı (predatory) adı verilen dergilerde yayımlanan bilimsel makalelerin, akademik yükseltmelerde dikkate alınmaması” uygulamasına yönelik bazı açıklamaları yapma zarureti hasıl olmuştur. 

Öncelikle bu uygulama amacı itibariyle doğru olup bilimsel yayınların güvenilirliğini korumak açısından yararlıdır ve yayınevimiz tarafından da koşulsuz desteklenmektedir.

Diğer yandan, yağmacı (predatör) dergi konusunun akademik çevreler tarafından yeteri kadar bilinmiyor olması, bu uygulamanın yayıncılık sektöründe ve akademik yükseltmelerde hak kayıplarına, etik ihlallere ve hukuki sorunlara yol açabilme potansiyelini de barındırmaktadır.

Yağmacı (predatör) dergilerle ilgili uluslararası akademik çevrelerde henüz net bir uzlaşma sağlanmamış olmakla birlikte, konuyla ilgili yayınlardan ve yayıncılık örgütlerinin raporlarından derlenebilecek özellikler aşağıdaki şekillerde sıralanabilir.

Yağmacı (predatör) dergilerin dikkat çeken özellikleri

  • Derginin alanında otör sayılan kişilerin izinlerini almadan Editörler, Yayın Kurulu üyesi ve benzeri şekillerde kullanarak prestij sağlamaya çalışması. 
  • Baş Editör ve Yayıncı kuruluşunun açık şekilde yazılmaması ve iletişim bilgilerinin bulunmaması.
  • Amaç ve Kapsam, Yazım Kuralları ve dergiyi tanıtıcı diğer sayfalarda makalelerin gönderim, değerlendirme ve yayınlanma aşamalarıyla ilgili bilgilerin açık şekilde beyan edilmemesi.
  • Makale değerlendirme işlemlerinin internet üzerinden yapılmaması, yazarların makalelerinin durumlarını internet üzerinden takip edememesi, hakem ve editör raporlarının içeriğini görememesi.
  • Makale yükleme, değerlendirme, yayınlama ve benzeri konularda ücret talep edilip edilmediğinin; ediliyorsa hangi aşamada, koşullarda, yöntemle ve miktarda olduğunun dergi web sayfasında ve makale yükleme ekranında açık ve net bir şekilde yazılmaması ve makale gönderiminden önce bu koşulların yazarlar tarafından kabul edilip edilmediğinin sorulmaması.
  • Makalesini herhangi bir aşamada geri çekmek isteyen yazara makalesinin iade edilmemesi, askıda bekletilmesi veya yazarın geri çekme talebine rağmen yayınlayarak bir anlamda makaleyi rehin alması.
  • Yazarlardan alınacağı önceden ilan edilen ücretlerde yine önceden ilan edilen indirim koşulları dışında “pazarlık” seçeneğinin bulunması.
  • Makalelerin dış bağımsız hakemler tarafından değerlendirildiğinin beyan edilmemesi ve hakem listesinin en geç senede bir kez dergide ilan edilmemesi.
  • Makalelerin DOI numarası verilmeden yayınlanması
  • Derginin dizinlendiği indekslerin yanıltıcı şekillerde beyan edilerek avantaj sağlanmaya çalışılması ve yazarların yanlış yönlendirilmesi (PubMed’de indekslenmeyen bir derginin PubMed’in çatı kuruluşu olan National Library of Medicine internet sayfasında bulunan ve esasında ISSN’si olan dünya genelindeki her derginin listelendiği katalog kaydını göstermek gibi).
  • Derginin dizinlendiği indeksleri sayıca fazla göstererek cazibe oluşturmak amacıyla akademik yayıncılıkta indeks olarak kabul edilmeyen sistemlerin derginin dizinlendiği indeksler listesinde ilan edilmesi (Crossref, Google Akademik, DergiPark vb.).
  • Akademik yayıncılıkta önemi ve değeri olmayan indekslerde dizinlendikleri bilgisinin öne çıkarılması ve bu indekslerin yanıltıcı ve algı yönetimi yaparak çıkar elde etmeye çalışan verilerinin kullanılması (SCIE veya SSCI’da indekslenmeyen dergi için Impact Factor hesaplaması yapmak ve yayınlamak gibi).
  • Birbiriyle ilgisiz bilim dallarından ve çok farklı konulardan makale yayınlaması, genel geçer bir yayın politikası olması (aynı dergide mühendislik, sağlık bilimleri, güzel sanatlar ve benzeri farklı disiplinlerden makaleler yayınlanması gibi).

Bu olumsuz özellikler göz önünde bulundurulduğunda, YÖK uygulamasında dikkate alınmasını önerdiğimiz önemli hususları aşağıda açıklamak istiyoruz:

  1. Dergi web sayfasında ilan etmek ve makale yükleme aşamasında yazarların onaylarını almak şartıyla, “makale yükleme, yayınlama, renkli baskı, dil kontrolü, istatistik kontrolü vb.” başlıklar altında yazarlardan ücret talep eden her dergi yağmacı (predatör) olarak tanımlanmamalıdır.

    Dergiler ve yasal serbest piyasa ekonomisi koşullarında ve etik kurallara bağlı kalarak profesyonel hizmet sunan yayıncılar bu hizmetlerin karşılığı olarak (yazarları yukarıda ifade edildiği şekilde önden bilgilendirmek şartıyla) ücret talep edebilirler. Bu ücretleri ödeme şekilleri ve kaynakları konusunda yazarları farklı vakıf ve kurum fonlarına yönlendirebilirler.

    Zira yazarlardan ücret talep eden dergiler büyük oranda açık erişim (open access) formatta yayınlanmakta olup bu dergilerdeki makaleleri okumak/indirmek ücretsizdir. Bu açıdan bakıldığında içeriğini ücretsiz olarak sunan dergilerin giderlerini karşılamak için zamanında ve yeterli seviyede bilgilendirmek koşuluyla yazarlardan ücret talep etmesinde etik ve hukuki açılardan bir mahsur bulunmamaktadır. Halihazırda dünya üzerinde bu yöntemle yayın yapan ciddi sayıda üst düzey dergi bulunmaktadır.

    Yazarlardan ücret talep etmeyen dergilerin önemli bir kısmı yayınladıkları makaleleri ticari ürün haline getirerek abonelik yöntemiyle kişi ve kurumlara satmakta ve esasında açık erişimli (open access) dergilerin yazarlardan aldığı yayın ücretinin çok daha fazlasını diğer yazarlardan, okuyuculardan ve kurumlardan almaktadır. “Subscription/Paywall journals” adı verilen bu dergilerin yazarlar ve yapılan bilimsel çalışmalar üzerinden elde ettikleri gelir, açık erişim (open access) dergilerin yazarlardan elde ettiği gelirlerin kat kat üzerindedir. 

    Bu bağlamda, “açık bilim” kavramının ülkeler ve kurumlar tarafından giderek daha fazla ilgi gördüğü günümüzde, salt yazarlardan ücret alındığı gerekçesiyle open access dergilere ve “açık erişim” akımına zarar verebilecek uygulamalardan kaçınılmalıdır. Zira yakın zamanda hayata geçmesi planlanan ve Plan S oluşumu altında bir çok önemli uluslararası yayıncılık paydaşının da katkı verdiği proje kapsamında, 2020 yılından itibaren Avrupa Birliği fonlarının desteğiyle yapılan bilimsel araştırmalar “Subscription/Paywall journals” dergilere gönderilemeyecek, sadece open access dergilerde yayınlanabilecektir. Open access dergilerin yazarlardan talep ettiği ücretler de Avrupa Birliği fonlarından karşılanacak olup bu ödemeler için fonlarda bütçe kalemleri oluşturulacaktır.

    Bu bilgilerden hareketle, yanlış olanın yazarlardan ücret almak olmadığı, etik ve şeffaf uygulamalar çerçevesinde dergilerin yazarlardan ücret almasının yasal ve etik açıdan bir sorun oluşturmadığını teyid etmek ve bu konuyla ilgili uygulama ve yönetmeliklerde bu hususu dikkate almak yararlı olacaktır.

    Open access formatında yayın yapmasına rağmen yazarlardan ücret talep etmeyen dergiler de mevcuttur. Bu dergiler giderlerini çatısı altında oldukları kurumların (dernek, vakıf, üniversite, fakülte, hastane vb.) özkaynaklarından karşılamaktadır. 

    İlk bakışta en ideal yöntem olduğu düşünülen bu model kurumların mali kaynaklarının her geçen gün azalması nedeniyle uzun vadede uygulanabilir değildir. En önemlisi de var olan ve giderek azalan bu mali kaynaklarla uluslararası düzeyde dergi yayınlamak her geçen gün zorlaşmaktadır. Çünkü akademik dergi yayıncılığı profesyonel bir sektördür, uluslararası düzeyde dergi yayınlamanın kendi has ve sürekli değişen/artan maliyetleri vardır, rekabet koşulları her geçen gün artmaktadır.

     
  2. Makalelerin dergiler tarafından hızlı değerlendirilmesi ve kabul/ret kararlarının mümkün olan en kısa sürede verilmesi yazarlar tarafından sıkça talep edilen bir durumdur. Dergiler de bu talebi karşılamak adına editöryel kadroları, yayınevi ekibi ve hakemleriyle organize bir çaba içinde olmakta, değerlendirme ve yayımlanma sürelerini kısaltmayı amaçlamaktadır. 

    Buna rağmen değerlendirme ve yayın süreci yine de ortalama 2-3 ay arasında ancak mümkün olabilmekle birlikte YÖK kararına esas teşkil eden alt komisyon raporunda yer verildiği şekilde, bir derginin makaleyi alış ve yayınlanma tarihi arasında 1 aylık süre olması o derginin yağmacı (predatör) olduğunun kanıtlanması için yeterli değildir. Ancak dergi tüm makaleleri bu kadar kısa sürede yayınlıyorsa bahse konu dergi için ileri düzey inceleme yapılması elzem hale gelecektir.

     
  3. Yağmacı (predatör) dergilerin tespiti önemli ve ciddi (maddi-manevi) sorumluluğu olan bir husus olup “yüksek kaliteli – düşük kaliteli” dergi kavramlarıyla “yağmacı (predatör) olan – olmayan dergi kavramlarını birbiriyle karıştırmamak önemlidir.

    Bir dergi “görece” daha düşük kaliteli olabilir (amatörce ve düzenli güncellenmeyen bir web sayfasının olması, editörler kurulunun çok geniş olmaması, sayılarını zamanında çıkaramaması, çok geç değerlendirme ve yayın yapması, daha sıradan makaleleri yayınlaması, makalelerinde imla gramer hatalarının fazla olması vd). Ama bu gibi zayıf noktaları nedeniyle o dergi yağmacı (predatör) olarak tanımlanmamalıdır.

     
  4. İnternet ortamında yağmacı (predatör) dergilerin listelendiği bazı siteler mevcut olmakla birlikte bu sayfaları oluşturan ve yöneten kişi ve kuruluşların kimliği belli değildir. Ayrıca bu sayfaların yöneticileriyle iletişim kurulamamaktadır.

    Yağmacı (predatör) dergilerde de sık görülen bu şüpheli durumun, o dergileri belirleyip ilan (ifşa) ettiği iddiasıyla yayınlanan internet sayfalarında da tezahür etmesi bu sitelerin de güvenilir olmadıkları, dolayısıyla yağmacı (predatör) olarak yayınladıkları dergi listelerine de itibar edilmemesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. 

    Ancak özellikle Google arama motorunda “yağmacı dergiler, predatör dergiler, predatory journals” gibi anahtar kelimelerle yapılan aramalarda esasında kendileri de “şüpheli” olan bu sayfaların ön planda çıkması, hatta bu sayfaları referans alarak yazılan diğer bilimsel makalelerin olması sorunu daha karmaşık hale getirmektedir.

    Bu nedenlerle yağmacı (predatör) dergilerin hangileri olduğunun tespiti için internet ortamında bulunan hiçbir listenin referans alınmaması gerektiğini düşünüyoruz. Yağmacı (predatör) dergilerle mücadele etmek ve bu dergilerin akademik yayıncılık havuzunu kirletmesine izin vermemek için YÖK, yayıncılar ve editörlerin katılımıyla oluşturulacak olan bir komitenin bu türden dergilerin tespiti için “tamamen nesnel ve ölçülebilir kriterler” oluşturması önemlidir. “Think.Check.Submit.” ve benzeri uluslararası akademik dergi yayıncılığı paydaşlarının bu konulardaki kılavuz ve yönergeleri incelenmelidir.

     

Ülkemiz bilimi ve akademik yayıncılığı adına olumlu neticeler doğurması beklenen YÖK uygulamasının amacına ulaşabilmesi için yukarıda bahsedilen hususların da dikkate alınmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. 

Dergi yayıncılığında 23. senesini dolduran ve halihazırda 30 farklı akademik dergiyi yayınlamakta olan bir yayınevi olarak, bu konudaki görüş ve önerilerimizi sorumluluğumuzun bir gereği olarak paylaşmayı görev addediyoruz. İlgili kişi ve kurumlardan talep gelmesi halinde gereken katkıyı sunmaya hazır olduğumuzu da beyan ederiz.

Saygılarımızla.

İbrahim Kara
Genel Yayın Yönetmeni
15 Mart 2019, İstanbul